Makaleler

Makaleler geri dön

MİRAS DAVALARI

 

Miras, bir kimsenin ölümü ile malvarlıklarının mirasçılarına geçmesi olayıdır. Miras kalan malların adınıza intikalinin sağlanması ve haklarınızı elde edebilmek için size uygun olan davanın açılması gerekir.Bu konuda uzman miras avukatından hukuki danışmanlık alarak, dava açılması gerekir.Aksi takdirde hak kaybına uğrayabilirsiniz.

MİRAS HUKUKUNUN EN ÖNEMLİ DAVALARI

  • MİRASÇILIK BELGESİ (VERASET İLAMI)
  • MİRASIN TESPİTİ
  • MİRASTAN ÇIKARMA
  • MİRASIN REDDİ
  • MİRAS ORTAKLIĞININ GİDERİLMESİ (TAKSİMİ) DAVASI
  • MİRASTA DENKLEŞTİRME (İADE) DAVALARI
  • TENKİS DAVASI
  • MURİS MUVAZAASI (MİRASTAN MAL KAÇIRMA) DAVASI
  • VASİYETNAMENİN AÇILMASI
  • VASİYETNAMENİN İPTALİ

 

                                         MİRASÇILIK BELGESİ ( VERASET İLAMI)

Ölüm sonrası, ölen kişinin mirasçılarının kimler olduğunu  ve miras oranlarını gösteren belgedir.Ayrıca mirasçılık belgesinde, miras bırakanın vasiyetname düzenleyip düzenlemediği de mirasçılık belgesi ile de öğrenilmiş olunur.Mirasçılık belgesi Noterden veya Mahkemeden talep edilir.Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız eğer çifte vatandaş iseler sadece Mahkemeden mirasçılık belgesi alınmaktadır.Mirasçılık belgesi alındıktan sonra ilgili vergi dairesine veraset ve intikal beyannamesi verilmesi gerekmektedir.Vergi beyannamesini ölümün olduğu tarihten itibaren dört ay içerisinde verilmesi gerekmektedir, mirasçılar yurt dışında ise altı ay içerisinde vergi beyannamesi verilmesi gerekmektedir.Süresinde verilmemesi halinde idari para cezası kesilmektedir.

Miras kalan malların  adınıza intikali için mirasçılık belgesinin alınması zorunludur.Örneğin, tapuda işlem yapabilmek, rahmetlinin bankadaki parasını çekebilmek veya araç satışının yapılabilmesi için mirasçılık belgesinin mutlaka çıkarılması gerekmektedir.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, yurt dışında bulundukları yerdeki Türk Konsolosluğundan vekaletname çıkartarak, avukat aracılığı ile  miras işlerinin yürütülmesini sağlayabilirler.

 

                                                    MİRASIN TESPİTİ

Ölen kimsenin, malvarlığının ne olduğunun tespiti için mirasın tespiti davası açılır.Örneğin; ölenin bankada parası olup olmadığı, evi, arsası veya tarlası olup olmadığı yahut arabası veya borcu olup olmadığının tespiti için bu dava açılır.Genellikle ölen kimse ile uzun yıllardır görüşmeyen mirasçısı tarafından bu dava açılır ve malvarlığının nelerden ibaret olduğu bu dava sayesinde öğrenilmiş olunur.

 

                                                  MİRASTAN ÇIKARMA

Türk Medeni Kanunun 510/1 maddesi gereğince mirasçılıktan çıkarma ancak ölüme bağlı bir tasarrufla yapılabilir.Mirastan çıkarmanın haklı sebeplere dayanması gerekir.Örneğin miras bırakan’a karşı veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemişse, miras bırakana veya miras bırakanının aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse, miras bırakan ölüme bağlı tasarrufla saklı paylı mirasçını mirasçılıktan çıkarabilir.Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan asla pay alamaz.

TMK’nın 512/3. maddesinde “Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur” düzenlemesine yer verilmiştir.

 

Ölüme bağlı tasarrufla mirastan çıkarma işlemi Türk Medeni Kanununumuzun şartlarına göre yapılması gerekmektedir.Aksi takdirde “mirastan çıkarma” işleminiz iptal edilir.Uzman miras avukatından yardım alınması tavsiye edilir.

 

                                                 

                MURİS MUVAZAASI (MİRASTAN MAL KAÇIRMA) DAVASI

Miras bırakan ile lehine tasarrufta bulunulan karşı tarafın, mirasçılarından mal kaçırmak için aralarında gizli anlaşmaya dayanan gerçekte bağış kayıtlarda satış gösterilmesi veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile gizlenmesi amacını taşır.Örneğin; miras bırakan kızlarından  mirastan mal kaçırmak için evini bedel almaksızın oğluna devretmesi, tapuda da satış gibi göstermesi muris muvazaasıdır.

Muris muvazaasına ilişkin ilk Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı karardır. Söz konusu kararda; “bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar görünürdeki satış sözleşmesinin danışıklı (muvazaalı) olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açma hakkı tanınmıştır.

 

                                                   MİRASIN REDDİ

TMK’nın 605/1.maddesinde kanuni ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.TMK ‘NIN 606/1.maddesine göre, mirası ret üç ay içinde yapılmalıdır.Dava açıldığında duruşmaya gelme zorunluluğu bulunmamaktadır.Mirasçı kendisi ve velayet altındaki çocuğu için mirasın reddi için mahkemeye başvurulduğunda hakları çatıştığından dolayı çocuğa kayyım atanması suretiyle davaya devam edilir.

 

MİRAS ORTAKLIĞININ GİDERİLMESİ (TAKSİMİ)DAVASI

Elbirliği mülkiyeti ferdi mülkiyete çeviren davadır.Bu davayı her mirasçı açabilir.

TMK’nın 642.maddesine göre, “Mirasçılardan her biri,sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.”Dava sonucunda mirasçının payı belirli hale gelir, malın aynen taksimine karar verilir.

 

                                 MİRASTA DENKLEŞTİRME (İADE) DAVASI

Mirasbırakanın hayatta iken çocuklarından birine yeni bir iş kurması için çocuğuna verdiği para, ev alması için vermiş olduğu para veya mallardır.Mirasçılardan mal kaçırma amaçlı yapılan bağışlamalar denkleştirmeye tabidir.Mirasçılar arasında bozulan eşitliği sağlamak için karşılıksız kazandırma yapılan mirasçıya karşı  bu dava açılır.Kazandırmanın ancak kanuni mirasçıya yapılması gerekir.Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmalar iadeye tabidir.

TMK’nın 669/1.maddesi, “Kanuni mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.”

                                                  

 

                                                     

 

                                                       TENKİS DAVASI

Mirasbırakanca, saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal etmesi halinde, mirasbırakanın vefatından sonra saklı payın iadesi için bu dava açılır.Mirasbırakanca yapılan sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflar ile mirasçıların saklı paylarına dokunulmuşsa, bunun giderilmesi için tenkis davası açılması gerekmektedir.TMK’nın 561.maddesine göre, ”Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tabi olur.”

Tenkis davası, Miras Hukukuna özgü bir iptal davasıdır.

Tenkis davası tek bir dava olarak açılabileceği gibi muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil veya vasiyetnamenin iptali davalarında terditli olarak da istenebilir.

 

              VASİYETNAMENİN AÇILMASI, İPTALİ VEYA TENFİZİ

Vasiyetname bir kişinin, ölümüne bağlı olarak gerçekleşmesini arzu ettiği istek, emir ve kararlarını içeren, tek taraflı ve belli birine yöneltme zorunluluğu bulunmadan yaptığı , ölümüne bağlı bir hukuki işlem türüdür.

TMK’nın 535. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilir.

TMK’nın 557. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar;

a- )Ehliyetsizlik,

b- )Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması,

c- )Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması,

d- )Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması halleridir.

TMK’nın 557. maddesinde sayılan sebeplerin bulunması halinde vasiyetnamenin iptali gerekir. Bu sebepler dışında kalan durumlara dayanılarak vasiyetnamenin iptali istenemez.

Murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte, fiil ehliyetine haiz bulunmadığını belirterek, vasiyetnamenin ehliyetsizliğe dayalı olarak iptalini talep etmektedir.

Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Şu durumda mahkemece, işlem tarihi itibariyle ehliyetsiz olduğu ileri sürülen miras bırakanın vesayet altına alınmasına dair dava dosyası aslının dosya içerisinde alınarak, buna göre işlem tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle, kişinin fiil ehliyeti olmadığına karar verirse, vasiyetname iptal edilir.

Davacı; kızı ve tek mirasçısı olduğu miras bırakan …’ın 04/06/2015’de vefat ettiğini, miras bırakanın ölümünden önce düzenlediği 09/03/2015 tarihli vasiyetname ile mirasının %75’ini kendisine, %25’ini ise davalıya bıraktığını, miras bırakanın kanser hastası olduğunu ve ağır tedavi sürecinden geçerken hastanede yattığı sırada işbu vasiyetnameyi yazdığını, vasiyetname yazılırken mirasbırakanın akli melikelerinin yerinde olmadığını, davalının bu durumundan faydalanarak baskı ve korkuyla vasiyetnameyi yazdırdığını, bu durumu tanık beyanı ile ispat edebileceklerini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.Tanıkların usulünce dinlenilmesi, sonrasında toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Makaleler geri dön