Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla mal varlığını azaltmaya yönelik yaptığı hileli veya karşılıksız işlemlerin, alacaklı bakımından geçersiz kılınmasını sağlayan bir davadır. Bu davanın temel amacı, borçlunun tescilli veya menkul mallarını üçüncü kişilere devrederek icra takibini sonuçsuz bırakmasını engellemek ve o malın sanki hiç devredilmemiş gibi icra yoluyla satılabilmesine imkan tanımaktır.
Tasarrufun İptali Davası Nedir?
Hukuki niteliği itibarıyla bu dava, borçlunun yaptığı tasarruf işleminin (satış, bağış, ipotek tesisi vb.) mülkiyetini kökten iptal etmez. Bunun yerine, alacaklıya o mal üzerinde “cebri icra yetkisi” verir. Yani mahkeme davayı kabul ettiğinde, malın mülkiyeti üçüncü kişide kalmaya devam eder ancak alacaklı o malı haczettirip sattırarak alacağına kavuşabilir. Bu yönüyle dava, şahsi nitelikte bir edim davasıdır.
Tasarrufun İptali Davalarında Taraflar Kimlerdir?
Davanın tarafları yasa tarafından net bir şekilde sınırlandırılmıştır.
Davacı Sıfatı
Davacı, borçlu hakkında icra takibi başlatmış olan ve elinde “kesin veya geçici aciz vesikası” bulunan alacaklıdır. İflas durumunda ise bu davayı iflas idaresi veya kendisine yetki verilen alacaklılar açabilir.
Davalı Sıfatı
Bu dava mecburi dava arkadaşlığına dayanır. Davalı koltuğunda iki taraf birlikte oturmalıdır:
- Borçlu: Malını devreden kişi.
- Üçüncü Kişi: Borçludan malı veya hakkı devralan kişi.
Eğer mal üçüncü kişiden dördüncü bir kişiye (kötü niyetli olmak kaydıyla) geçmişse, o kişi de davalı olarak gösterilmelidir.
Tasarrufun İptali Davasının Şartları Nelerdir?
Davanın esasına girilebilmesi için kümülatif olarak şu şartların gerçekleşmesi zorunludur:
1. Gerçek ve Geçerli Bir Alacak Varlığı
Davacının borçludan gerçekten bir alacağının olması ve bu alacağın muvazaalı (danışıklı) olmaması gerekir. Mahkeme, öncelikle alacağın gerçekliğini tetkik eder.
2. Kesinleşmiş İcra Takibi
Borçlu aleyhine başlatılmış bir icra takibi bulunmalı ve bu takip kesinleşmiş olmalıdır. Takip kesinleşmeden iptal davası dinlenmez.
3. Borcun, İptali İstenen Tasarruftan Önce Doğmuş Olması
En kritik şart budur. İptali istenen satış veya devir işlemi yapıldığında, borcun temeli zaten atılmış olmalıdır. Borç doğmadan önce yapılan tasarruflar, kural olarak alacaklıdan mal kaçırma kastı taşımaz.
4. Kesin veya Geçici Aciz Vesikası Alınmış Olması
Alacaklı, borçlunun mal varlığının borcu ödemeye yetmediğini ispatlamalıdır. İcra müdürlüğünden alınan “Borçlu adreste bulunamadı, haczi kabil malı yoktur” içerikli haciz zaptı, geçici aciz vesikası hükmündedir ve dava açmak için yeterlidir.
Hangi Tasarruflar İptal Edilebilir?
Kanun, iptale tabi tasarrufları üç ana grupta toplamıştır (İİK 278, 279, 280):
İvazsız (Karşılıksız) Tasarruflar ve Bağışlamalar
Borçlunun hacizden veya iflastan önceki iki yıl içinde yaptığı tüm bağışlamalar ve karşılıksız devirler iptale tabidir. Ayrıca, malın gerçek değeri ile satış bedeli arasında fahiş bir fark varsa (Örn: 5 milyonluk evin 500 bin TL’ye satılması), bu işlem bağışlama hükmünde sayılır.
Aciz Halindeyken Yapılan Şüpheli Tasarruflar
Borçlunun ödeme güçlüğü içinde olduğu bilinen dönemlerde yaptığı; vadesi gelmemiş borcun ödenmesi, nakit para yerine başka bir mal ile ödeme yapılması veya mevcut bir borç için yeni bir rehin verilmesi gibi işlemler şüpheli kabul edilir ve iptal edilebilir.
Alacaklıya Zarar Verme Kastıyla Yapılan Hileli Tasarruflar
Borçlunun mal varlığını azaltma kastıyla yaptığı her türlü işlem bu kapsama girer. Burada önemli olan, malı devralan üçüncü kişinin borçlunun bu kötü niyetini (zarar verme kastını) bilmesi veya bilebilecek durumda olmasıdır. Karı-koca, anne-baba veya yakın iş ortağına yapılan devirlerde kötü niyet kanunen karine olarak kabul edilir.
Tasarrufun İptali Davalarında Görevli Mahkeme
Tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Davada taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olmadığı için (mülkiyet değişmediğinden), taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması zorunluluğu yoktur.
Tasarrufun İptali Davası Yargıtay Kararları
Yargıtay’ın 2025-2026 yıllarına sirayet eden yerleşik içtihatlarına göre, “bedel farkı” tek başına iptal nedeni olmasa da, taraflar arasındaki yakın akrabalık veya ticari ilişki ile birleştiğinde iptal için yeterli görülmektedir. Bir Yargıtay kararında; borçlunun şirketindeki muhasebecisine araç satması, hayatın olağan akışına aykırı ve alacaklıdan mal kaçırma amaçlı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
Tasarrufun İptali Davasında Hak Düşürücü Süre
Bu dava, belirsiz bir süre boyunca açılamaz; kanun koyucu ticari hayatın güvenliği için kesin süreler öngörmüştür.
5 Yıllık Hak Düşürücü Süre ve Başlangıç Anı
Tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçmekle dava açma hakkı düşer. Bu süre, işlemin yapıldığı (Örn: Tapu devri) tarihten itibaren işlemeye başlar.
İİK 278 ve 279’daki 1 ve 2 Yıllık Sürelerin Anlamı
Bu süreler davanın açılma süresi değil, “geriye doğru denetim” süreleridir. Örneğin, bağışlamaların iptali için bu işlemin hacizden veya takipten önceki 2 yıl içinde yapılmış olması gerekir. 3 yıl önce yapılan gerçek bir bağışlama (zarar verme kastı ispatlanmadıkça) bu madde uyarınca iptal edilemez.
Dava Sonucunda Verilen Karar ve Hükümleri
Mahkeme, alacaklıyı haklı bulursa “İptal Kararı” verir.
Davanın Kabul Edilmesi Halinde Ne Olur?
Dava kabul edildiğinde, tapu kaydı eski haline dönmez. Karar, alacaklıya söz konusu mal üzerinde cebri icra yetkisi verir. Alacaklı, bu mahkeme ilamı ile icra dairesine giderek, üçüncü kişi üzerindeki malı haczettirir.
Alacaklının Mal Üzerindeki Yetkileri
Alacaklı, malın satışını ister ve satış bedelinden sadece kendi alacağı kadarını alır. Eğer malın satışından artan bir para olursa, bu para borçluya değil, malın maliki olan üçüncü kişiye verilir. Bu durum davanın sadece alacaklıyı tatmin etme amacını taşıdığını kanıtlar.
Tasarrufun İptali Davası ve Muvazaa Davası Arasındaki Farklar
| Özellik | Tasarrufun İptali Davası | Muvazaa (Danışıklı İşlem) Davası |
| Hukuki Dayanak | İcra İflas Kanunu 277 vd. | Türk Borçlar Kanunu 19 |
| Aciz Vesikası | Şarttır. | Gerekli değildir. |
| Süre | 5 yıllık hak düşürücü süre. | Süresizdir. |
| Sonuç | Sadece davacı alacaklıya icra yetkisi verir. | İşlem herkes için geçersiz sayılır, tapu eski haline döner. |
Sonuç: Tasarrufun iptali davası, borçlunun kötü niyetli hamlelerini boşa çıkaran en etkili yoldur. Ancak davanın karmaşık ispat kuralları, bedel tespitleri ve sıkı hak düşürücü süreleri, sürecin uzman bir avukat ile takibini zorunlu kılmaktadır.